Geçenlerde bloğuma girmeye çalıştığımda mahkeme kararı ile girişin yasaklandığını gösterir bir yazı ile karşılaştım. İlk düşüncem yazdığım bir konu nedeni ile birisinin şikayette bulunduğu, dava açtığı ve mahkemenin de şikayeti haklı bularak kapatma kararı verdiğini zannetmek oldu.
Doğrusu bu ya kendimi karmaşık düşünceler içinde buldum; bir yandan "vay be ben artık izlenen biriyim ve yazılarım yasaklanıyor" tarzı üstü örtülü bir gurur, diğer taraftan "şimdi ne olacak ya başıma kötü bir şey gelirse" endişesi...
Yazdıklarımı şöyle bir geçirdim aklımdan, acaba kim veya hangi konu neden olmuştu bu karara? Aslında genelde fazla suya sabuna dokunmayan şeyler yazmıştım. En son anketimde Aragones gitsin mi diye sormuştum. Acaba Aragones mi avukatı aracılığıyla yasaklatmıştı blogumu? Yok canım o kadar da değil, zaten hepsi hepsi 2 kişi oy vermişti o anketime, o da iki farklı bilgisayardan kendim. Hayır, başka biri olmalıydı... Datça yazılarımın birinde eşimi uçurumun kenarında bırakmaktan bahsetmiştim. O olabilir miydi acaba? Veya nafile diyaloglar köşesinde kendisiyle ilgili küçük bilgiler verdiğim kızım mıydı şikayetçi olan? Yok canım evde böyle bir hava olsa sezerdim herhalde.
Biraz daha detaylı düşünmeye çalıştım önceki yazdıklarımı. Datça'daki kuyumcu arkadaşım olabilirdi, geçenlerde bir telefon konuşmamızda yazılarımda "Datça'nın en otantik kuyumcusu" dememe takılmış, bununla ne demek istediğimi sorguluyordu. Yoksa Yatağan'dan geçerken evinde kaldığımızı yazdığım arkadaşım mı? Olabilir, o da kendisini "geçiştirdiğim" şeklinde bir serzenişte bulunmuştu. Bir de son Denizci Terminolojisi köşesinde bahsettiğim arkadaşım vardı. Hani Kaptan'a koltuk götürmeye çalışırken durdurduğumuz... Kendisi şimdi etkili sayılabilecek mevkide, ancak o yapabilirdi bu dava falan işlerini.
Yok canım artık benimki de iyice paranoyaklık, o kadar da değil dedim kendi kendime. Acaba başbakanımız ekonomi konulu yaptığım bir anketteki "hamdolsun etkilemez" yanıtına mı bozulmuştu, ya da yalancı yalancı köşesinde ona bazı göndermeler yaptığımı mı düşünmüştü?
Daha fazla düşünsem neredeyse yazdıklarımı Ergenekon'la falan ilişkilendirecektim. Sonunda bunun yazdıklarımdan olmadığını, çünkü buna neden olabilecek bir şey yazmamıştım, ancak yazmadığım düşüncelerimden olabileceği sonucuna vardım. Her nasılsa bir şekilde yazmadığım veya yazıp da sildiğim düşüncelerimi okuyorlardı birileri... Evet sonunda bulmuştum nedenini, belki de artık düşünmeden yazmayı denemeliydim hatta belki de hiç düşünmemeyi...
Neyse ki sonunda kapatma kararının benim yazılarımla ilgili olmadığını, bütün blogların kapatılmış olduğunu öğrendim de rahatladım. Meğerse olay klasik bir Türk davranışıymış, kapatırsın bütün blogları sorun çözülür.
Ben de bir şey sanmıştım....
Başlarken...
Blogdaki tüm yazılar ve fikirler bana aittir. Yazılanların bir kısmı gerçek, bir kısmı da gerçek olmasını istediğim şeyler olabilir ancak tümü orijinaldir ve daha önce başka yerde yayımlanmamıştır.
Neden İskele-Sancak derseniz, malum o da denizcinin solu-sağı.
Neden İskele-Sancak derseniz, malum o da denizcinin solu-sağı.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder