Başlarken...

Blogdaki tüm yazılar ve fikirler bana aittir. Yazılanların bir kısmı gerçek, bir kısmı da gerçek olmasını istediğim şeyler olabilir ancak tümü orijinaldir ve daha önce başka yerde yayımlanmamıştır.

Neden İskele-Sancak derseniz, malum o da denizcinin solu-sağı.

4 Ekim 2008 Cumartesi

datça yazıları 3

Datça Açıklarında

Doğru meslek seçmek, çoğu zaman elimizde olmasa da, ileriki yıllarda hayatımızı olumlu ya da olumsuz etkileyen en önemli unsurlardan.. Hatta başarının ve mutluluğun olmazsa olmazı. İş seçimimiz kişilik yapımıza uygun olmalı.

Uzun seneler açık denizlerde Gemi Kaptanlığı bir diğer deyişle "Süvari Bey"lik yaptıktan sonra Kılavuz kaptanlığa ilk başladığım yıllarda, ilk görüşte insanları analiz ederek onlara uygun lakap takmakta çok mahir, meslekte emekliliği yakın bir abimiz -denizcilik okulunda bizden sınıf olarak büyüklere "abi" diye hitap edilirdi- ilk karşılaşmamızda beni şöyle bir 10 dakika kadar izledikten sonra denizci olmak için fazla efendi olduğumu, banka müdürlüğüne daha çok yakıştığımı -üstelik nedense birde devlet bankası- söyleyerek lakabımı oracıkta taktı; "müdür bey".
Artık ne kadar ciddi ve sıkıcı göründüysem...Tabii ki banka müdürleri sıkıcı demek istemiyorum, sadece yaptıkları işin çevreye yansıması bu şekilde algılanıyor olabilir. Denizcilerin dışa dönük, eğlenceli, sosyal hatta hovarda olduklarının düşünüldüğü gibi...

Bizim ailemizde de evin "asi çocuğu"ağabeyim eczacı, "uslu çocuğu" bendeniz kaptan olduk eğitim sistemimizin çarpıklığı nedeniyle. Sonuçta şimdi abim kısıtlı bir mekan olan Eczane'sinde kızgın boğalar gibi burnundan soluyarak hasta vatandaşlara tıbbi hizmet vermeye çalışırken, nasıl olacaksa, ben de gemileri yanaştırıp kaldırıyorum limanlara, bir bankacı ciddiyeti ve titizliğiyle...O bulduğu her fırsatta kendini sahibi olduğu 9 metrelik yelkenli teknesine atıp rahatlamaya çalışsa da, benim boş zamanlarımda gidip Eczacılık veya Banka Müdürlüğü yapma gibi bir seçeneğim yok doğal olarak.

Keşke hepimiz kişilik yapılarımıza uygun, kendi özgür irademizle seçtiğimiz meslekleri yapıyor olsaydık...

Önceki Datça yazılarımı okumuş olanlar, artık bu kez konuyu Datça'ya bağlayamayacak işte diye düşünmeye başlamışlardır herhalde...O zaman şöyle diyeyim, malum bayram nedeni ile "küçük kardeş" olarak birinci günün sabahı abimi aradım kutlamak için. İstanbul'da olmadığını biliyordum ama nerede olduğu konusunda bir fikrim yoktu açıkçası. Uzun uzun çaldıktan sonra telefon açıldı. Uzaktan, birazda yorgun ve endişeli bir sesle acele acele, tekne ile tek başına Göcek'ten Ayvalık'a gitmeye çalışırken, o anda bulunduğu Datça açıklarında kötü bir fırtınaya yakalandığını ve bir saate kadar limanlık korunaklı bir koya demirlemeyi umduğunu söyleyerek telefonu kapattı.

Sonra mı? Bilmem, tekrar aramadı, ama eminim çoktan Datça açıklarından geçip Ayvalık'a ulaşmıştır emniyetle, ya da başka bir limana...

1 yorum:

Unknown dedi ki...

NADIR DAYIM ALACATI'DAYMSI HENUZ AYVALIK'A VARAMAMIS GECEYI ORADA GECIRIP YARIN YOLA CIKACAKMIS - 05 EKIM SAAT 19:50 ITIBARIYLE SON BILGI - NUKHET