Datça'da Zaman..
İlk gençlik yıllarımdan itibaren epey bir kitap okumuşluğum var. Aslında bu alışkanlık daha erken yıllarda alfabenin sökülmesiyle birlikte Tommiks, Teksas, Red Kit vb. okuyarak başladı. Son yıllarda ne yazık ki eskisi kadar okuyamıyorum, başladığım bir kitaba devam ederken önceki bölümleri tam anlamıyla hatırlayamadığımı biraz da dehşetle farkediyorum. Bu nedenle sıklığını biraz azaltmakla birlikte bana hala birşeyler kattığına inanarak okumaya devam ediyorum. O an anımsayamasamda, beynimin kıvrımları arasında zorda kaldığımda ortaya çıkmak üzere bana faydalı olabilecek bir şeylerin kalacağını biliyorum.
Gemide çalıştığım yıllarda, okumayı seven biri olarak elime ne geçerse okudum. Gidilen uzak seferlerde ve uzun seyirlerde, hele ki Kaptan yani Süvari Bey olduktan sonra okumaya çok vaktim oldu. Denizde zaman o kadar yavaş ilerliyordu ki bulabildiğiniz gazetenin ne kadar eski olduğunun bile pek bir önemi yoktu. Yani internetin, cep telefonunun hiç olmadığı günlerden bahsediyorum. Okuduğum gazetelerin tarihi gibi kitapların da türünün veya konusunun pek fazla önemi yoktu.
Gemide 2. Kaptan olarak çalıştığım yıllarda sürekli okuyan bir kaptanımız vardı. Her yemek saatinde bir yandan yemek yerken, bir yandan da masada bulunanlara okudukları ile ilgili şeyler anlatırdı. Bizler de bazen sıkılarak bazen ilgiyle, konusuna göre, onu dinler bu kadar çok şeyi nasıl bilebildiğini düşünürdük. Yıllar sonra bunun formülünün okuduklarını hemen başkalarına aktarmak olduğunu anlamiştim.
Bu uzun girişin amacı size son zamanlarda okuduğum bir kitaptan bahsetmek; Adı Oblomov, yazarı Gonçarov.. Şimdi burada uzun uzun kitabı anlatacak değilim ama okumanızı öneririm. Belki sadece iki cümle alıntı; "Onun için hayat ikiye ayrılmıştı. Birisi işi ve sıkıntıyı -ki bu iki kelime onun için aynı anlamdaydı- öteki de dinlenmeyi ve sakinliği içeriyordu".
Herhalde konuyu Datça'ya nasıl bağlıyacağımı merak ediyorsunuzdur; ama eminim ki Datça'yı bilenler, zaman orada yavaşça akıp giderken geçirdikleri sakin ve huzurlu günleri özlemle anımsıyorlardır.
Ya bilmeyenler? Onlar da kitabı alıp Datça'ya gidebilirler, bu mevsimde Datça hala çok güzel...
Başlarken...
Blogdaki tüm yazılar ve fikirler bana aittir. Yazılanların bir kısmı gerçek, bir kısmı da gerçek olmasını istediğim şeyler olabilir ancak tümü orijinaldir ve daha önce başka yerde yayımlanmamıştır.
Neden İskele-Sancak derseniz, malum o da denizcinin solu-sağı.
Neden İskele-Sancak derseniz, malum o da denizcinin solu-sağı.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

1 yorum:
DAYI SAYFAN COK GUZEL OLMUS...YAZIYI OKUDUGUMDA DATCA'YI GORMEK GELDI ICIMDEN HELE YAZDAN KALMA BIR GUNU YASARKEN...AMA ARABASIZ GITMEK DAHAY IYI GALIBA...Oblomov, yazarı Gonçarov- BU KITABI DA OKUMAMISTIM..HAFTA SONU ALIP OKUYAYIM ...YAZMAYA DEVAM ET...OKUMAK COK KEYIFLI..NUKHET
Yorum Gönder