Datça ve Kayahan
Konu ile ilgili ilk yazımı okuyanlar Datça'da yaşadığım izlenimini edinmiş olabilirler, bu nedenle 2.yazımı bu konuya ayırmak istedim.
Datça ile ilgim sevdiğim bir arkadaşımın mesleği bırakıp, civarın en otantik kuyumcusunu açarak oraya yerleşmesi ile başladı. O zamanlar denizde çalışıyordum. Tatilimin yaza geldiği bir sene, arkadaşımdan telefonda dinlediklerimin de etkisi ile ailemle birlikte Datça'ya gitmeye karar verdik. Arabamıza atladığımız gibi sabah erkenden yollara düştük. Yolculuk uzun olduğundan o akşam Muğla Yatağan'da bir arkadaşımızda konaklayıp -o da ayrı bir yazı konusu olabilir- ertesi sabah Datça'ya hareket ettik.
Marmaris-Datça arası yolun durumu hakkında daha önceden uyarılmamıza rağmen o 2 saatlik yolculuk hiç bitmeyecekmiş gibi gelmişti. Şimdi aynı yol neredeyse 30 dakikada gidilebiliyor.
Hele bir bölüm vardı ki, bazı virajlarda büyük otobüslerin sağ arka tekerleklerinin uçurum tarafında boşta kalacak şekilde dönebildiği söylenirdi... Kızım arka koltukta boylu boyunca yatmış uyuyor - o zaman 9, 10 yaşlarında- eşim kendini manzaraya kaptırmış, bir sağ tarafımızda uçurumun ardından görülen Ege'ye, bir diğer tarafta karşımıza çıkan Akdeniz'e bakarak, bense direksiyona iki elimle sıkı sıkıya yapışmış her virajda daha gerilerek ve direksiyonu daha sıkı tutarak -yükseklik korkum da var- ve bir an önce virajların bitmesini umarak önce yukarı yükselmiş sonra da aşağıya doğru inişe geçmiştik. Arkadaşlarımın Datça'da bulacaksın dedikleri huzuru, o uçurumlarda kısa yoldan bulacağımı düşünmüştüm... Biz böyle döne döne aşağı doğru inerken, sağı solu seyretmekte olan eşim sonunda fenalaşıp o bir arabanın zor geçtiği uçurumda arabayı hemen durdurmamı, inmek istediğini söylemişti. Arada bir çok söylendiğinde acaba o gün orada durup indirse miydim diye düşünürüm.. Şaka tabi ki, sonra birden bir düzlük ve yeşillikler içinde uygun bir yer görüp durmuştuk neyse ki.
İşte Datça'ya ilk gidişimden yol kısmıyla ilgili aklımda kalanlar böyle. Yazının sonuna geldik, peki ama Kayahan'la bunların ne ilgisi var diyeceksiniz.. Eminim bazıları Gömeç ve Kayahan diyecekti karıştırdı, daha entelleri de sanırım Datça ve Can Yücel demek istemişti diye düşünmüşlerdir. İşin doğrusu şu, o senelerde Kayahan'ın, o içinde Canımın Yaprakları şarkısının da olduğu müthiş kasedi çıkmıştı ve biz yolculuğumuz boyunca tekrar tekrar dinlemiştik.
Ne zaman keskin bir viraja girsem aklıma hala Datça ve Kayahan gelir...
Başlarken...
Blogdaki tüm yazılar ve fikirler bana aittir. Yazılanların bir kısmı gerçek, bir kısmı da gerçek olmasını istediğim şeyler olabilir ancak tümü orijinaldir ve daha önce başka yerde yayımlanmamıştır.
Neden İskele-Sancak derseniz, malum o da denizcinin solu-sağı.
Neden İskele-Sancak derseniz, malum o da denizcinin solu-sağı.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

1 yorum:
bu gidisle bir kac yazi sonra duzeltebilecegim bir "de/da" yanlisi kalmayacak! :)
Saka bir yana, gercekten cok guzel bir blog oldu! Adeta yeni bir yazar doguyor! :) Meger ne edebi aileymisiz de haberimiz yokmus!
Yorum Gönder